Kayıtlar

Testosteronu Öldüren ve Düşüren Şeyler

 İnternette video buldum ve çevirdim ( video burada ). İlgili maddelerde araştırma yapıp, ona göre paylaşmış. Bilimsel araştırmalar konusunda Andrew'in konuşmasını bir ara çevireceğim ama kısaca paylaşayım, bazı şeylerin doğruluğunu ben de biliyorum: Testosteronu Öldüren Şeyler - Yeterki mikro besin alamamak . Bundan dün de bahsetmiştim, makrolar nasıl protein, yağ, karbonhidrat ise; mikrolar da vitamin, mineral ve eser elementlerdir. Vitaminlerde ADEK-C  ile B1, B2, B6, B12 var. Minerallerde ise kalsiyum, fosfor, soydum, magnezyum, potasyum, demir var. Eser elementler ise selenyum, mangan, krom, çinko, iyot vs gibi elementler mevcut.  - Kötü yemekler yemek yine testosteronu öldüren besinlerde. Abur cubur, fast food gibi AŞIRI İŞLENMİŞ yiyecekler... MEsela meyveli yoğurt yiyorsun ama ufacık bir paketinde bile 4 küp kesme şeker kadar şeker var ve meyve şekeri gibi değil, İŞLENMİŞ şeker. İnsanın yaptığı şeylerden mümkün olduğunca kaçının.  - Yeteri kadar uyumamak bir ...

Kafanızı Toparlayın Yapacağınız İşi Bulun

 Gençler ödevler geldi, Ödevlerin bir amacı vardı. Öncelikle hayallerinizi olgunlaştırıp elle tutulur hale getirmeniz. Sonrasında onlara nasıl ulaşacağınız açısından bir yol çizebilmeniz.  İkinci amaç, ödevleri yazan arkadaşları not alıyoruz. Hayata dair ne yapacağını bilen arkadaşlar var, bu arkadaşları belirledik. Elçi, arka plânda devam diyor. Elçi asla bitmez. Bu arkadaşları alacağız. İlerleyen süreçlerde de farklı projelerle yükselerek gelecek. Henüz herkese açık değil... Ödevlerde gördüğüm en büyük sorun, hayallere ulaşım konusundaki problem. "Bir şekilde" ulaşabileceğinizi düşünüyorsunuz. Örneğin ticaret diyenler çoğunlukta. Doğru, yüksek hedeflere memur, asgari ücretle çalışan şekilde ulaşamazsınız. Ancak hangi ticaret? Nasıl? Burada büyük boşluklar var ve kısaca bir yazı yazmak istedim. ** İki iş modeli önemli B2B ve B2C deniyor. Ecnebice "business to business" ve "business to (2) consumer" demek. Ne demek yani? Tüketiciye mi yoksa iş yapanlara mı...

Sokak Köpekleri ile İlgili Gelişmeler ve Çözüm Hk.

Resim
Hepinize esenlik. Türkiye'de bir süredir büyüyen ancak seçim nedeniyle kimsenin umursamadığı bir durum vardı. Bu büyüdü, büyüdü ve şu anda "toplumsal olay" çıkartabilecek kadar sivrilmiş, keskinleşmiştir. Bu yazıyı okurken; evde 3 kedisi olan, bahçeli evde büyüyüp, bir sürü sokak köpeğini eve getirmiş, bazılarını yetiştirmiş ve hayvansever biri olarak yazdığımı unutmayın. Ancak bir siyaset bilimi mezunu olarak ve toplumun %80'inin aksine olaylara duygusal değil, tarihi ve bilimsel şekilde yaklaşmak da zorundayız.  Liberal düşünceye çok yakın olarak hem ekonomik boyutu hem de insanî ve hayvanî boyutlarını anlatıp; kendi çözümümü ve düşüncemi anlatmak istiyorum. Sokak Köpekleri Sorun Mu? Önce buradan başlamak gerek sanıyorum. Çünkü Türkiye "itlaf edelim" ile "sokakta kalsın, dokunma" fikirleri arasında sıkıştı kaldı ve mantıksal değil, tamamen içgüdüsel ve duygusal açıklamalarla ilerliyor. Bu tehlikelidir. Öncelikle bundan sıyrılmamız gerek. Bundan s...

Türkiye'deki Aptal Habercilik Anlayışı

 Türkiye'deki haberlere sinir oluyorum. Gerçekten saçma sapan. Şimdi size bir haber vereceğim, dikkat: Sarı : bahşiş bıraktılar, bahşiş şu kadar bahşiş, hesap bu kadar Yeşil : garsonlar şaşırdı, garsonlar duygulandı, böhüüü Mavi : bahşiş bırakılır. Bahşiş bıraktılar, insanlar bahşiş bırakır 3 cümleyi evirip çevirip zoraki 3 paragraf yapıyorlar. Ayıp yaa! ( Haber kaynağı ) ** Restoranda 988 liralık hesaba 308 bin lira bahşiş bıraktı ! Sebebini öğrenen tüm garsonlar ağladı Restoranda bahşiş bırakmak Türkiye'de çok yaygın bir alışkanlık olmasa da bazı müşteriler garsonların hizmetinden memnun kaldıklarında bunu yapabiliyor . Bu alışkanlık ABD'de çok yaygın ancak elbette bahşişler de belirli oranlarda oluyor . Fakat Michigan eyaletinde bir müşterinin restoranda bıraktığı bahşiş herkesi çok şaşırttı ve gözyaşlarına boğdu . Hesap yaklaşık 32 dolar yani 988 lira gelmişti ancak müşteri 10 bin dolar yani 308 bin lira bahşiş bıraktı . Nedeni ise herkesi hüzne boğdu. Bir restoranda ye...

Mağduru Oynama! Hayatın Senin Elinde

Resim
  HAYATININ YAZGISI! Yazdığım bir yazıdan buraya bir şeyler aktarmak istiyorum. Biraz uzun giriş olacak ama önemli olduğu için açıklama yapacağım ve senin şu anda bulunduğun durum; sistemin bizi getirdiği ve yapman gerekenleri anlamak için elzem olduğunu düşünüyorum. Herkes bilir, benim tarihte sevdiğim, yakından incelediğim 4 lider var: Cengiz Han, Emir Timur, Fatih Sultan Mehmet ve Mustafa Kemal Atatürk. Hepsini severim, ilgiyle hayatlarını okudum, bir çok kitap okudum ve okurum. Bunların dışında Putin'den Napolyon'da, Büyük Petro'dan dünyanın gelmiş geçmiş en iyi askeri (komutanı, mareşalı!) Subutay'a birçok insanı da severim, saygım vardır ama bu 4'ünü ayı severim. Ben 11 yaşımda programlamaya başladım ve 16 yaşımda politik kitaplar okumaya başladım. Türkiye o dönemde de siyasi krizler yaşıyordu, Cumhuriyet mitingleri yapılıyordu, okuduğum nice önemli ve biligli insanlar ise hapislere atılmaya başladı. Politikaya merak salmmış, girmek istemiş fakat 1980 dönemler...

Kaleler Fetih Edilmek İçin Yapılır

Resim
 Biraz felsefi bir konuda girelim... Bir süredir düşünüyorum, özellikle vizyonunu çok sevdiğim, lider olarak hayranlık duyduğum Fatih Sultan Mehmed ve İstanbul'dan sonra, İstanbul'un fethiyle birlikte düşünüyor ve gündelik hayatta siyaset, iş hatta kadınlarda dahi düşünüyorum. Felsefi bir yazı olsun... İnsanlar kaleleri "fetih edilmemesi için" yani aşılmaması için yaparlar değil mi? Belki insanlar penceresinden doğru ancak ben kalenin kendisinin bir ruhu varsa, içten içe fetih edilmek için yapıldığını düşünüyorum. Kısaca nedenlerini anlatayım. Savaş tarihini severim, kalelerin gelişmesi, stratejiler. Önce tahtadan başlar ve İstanbul gibi bir müthiş yapıya kadar ilerler. Sıra sıra duvarlar, burçlar, önünde sular, özel kapılar, savunmak için okçu kuleleri, yağlar... Yıllar boyunca gelişim sergilemiş ve bir noktadan sonra önemi kaybolmaya yüz tutsa da, 100 yıl öncesinin savaşlarında dahi yine savunulacak mevkiler olarak artık eskisi kadar önemli değil. Kaleleri ve surlar...

Boks / Kick Boks Eldiveni Öneri Nelere Dikkat Etmeliyiz?

 Sürekli boks eldiveni soruluyor bu yüzden bu mesajı yazıp sabitleyeceğim. Boks eldiveni almak isteyenler nelere dikkat etmeli? 10-12-16-18 oz nedir? Hangi amaç için hangi eldiven kullanılır? Öncelikle 6oz'dan başlayan; 8, 10, 12, 14, 16, 18 oz şeklinde devam eden "oz", bir ağırlık birimidir. 1 oz, 28.3 gramdır. Yani 10 oz 283 gram iken 18 oz, 18 oz 510 gramdır. Yarım kilo demektir. Bu ağırlığı sağlayan, içindeki köpük vb dolgu maddesidir. Dolayısıyla 16-18 oz eldivenler daha dolgulu olur. Sparring yaparken elini ve rakibi incitmemek için GENELDE (dünyada, işi bilen yerlerde) 16-18 oz tercih edilir. Andrew Tate 18 oz kullanıyor (fotoğrafını attım), Floyd Mayweather'ın da 16 oz kullandığının fotoğrafını atmıştım. Anccak Türkiye'deki "her şeyi bilen" antrenörlerimiz (ki bizim memlekette de herkes her şeyi bilir, önerir); "16 oz balon gibi, o ne öyle" diyor. Sparringde bence de yüksek oz kullanılmalı. ANCAKKK... Konu kum torbası, lapaya geldiğinde...